SONA UĞURLANAN
kaç tane gül var ki;
dikeni her battığında
yüreğimi kanatsın.
kaç ayrılık var ki;
her düşündüğümde
içime zehir gibi aksın.
sen söyle sen
uçurumları,
intihar sebeplerini…
sen söyle sen
yalancı talihimizi…
ihtilal yaparak gitmek
sana mı düştü.
çocuksun sen çocuk,
kundağındaki yeni çocuk…
sana mı kaldı hayata sövmek,
her şeye küsmek,
bir ağaç gibi devrilmek…
sana mı kaldı
sana mı söyle?
kaç yalnızlık var ki;
geceden daha yalnız,
geceden daha karanlık.
kaç uçurtma var ki;
gökyüzüne küsmüş
ve hep hayalleri yarınlık.
seni gördüm seni
seni gördüm rüyamda…
gizli kaçak gözyaşların
bir de mülteci efkârındı,
boynuma sarılan…
git, gitmek istedin
gözyaşlarımla büyüttüğüm çiçeğim.
kapanmasın tüm ışıklar,
kaybolmasın bulutlar karanlığa.
unutma, sen küçüksün.
uçamazsın tek başına
dergâhsız ve yalnız.
istesen de kaçamazsın,
kaldıramaz yüreğin, kaldıramazsın.
yarılan bir tohumun
taneleri sen olamazsın.
git, gitmek istedin
kırık-dökük parçalanmış yüreğim.
git ki; ufalanmış bir yürek toplansın
sigaramın efkârına sarılı.
çocuksun sen çocuk
kundağındaki yeni çocuk…
ağlasan duyamam ki;
artık sen uzaklardasın.
SİNAN İYİİŞ